8 Ocak 2010 Cuma

Atatürk'ü Koruma Kanunu


Atatürk heykellerine yönelik saldırıların artması sonucunda hazırlanan ve 5 maddeden oluşan 'Atatürk Aleyhine İşlenen Suçlar Hakkında Kanun', 31 Temmuz 1951 tarihinde Resmi Gazete'de yayınlanarak yürürlüğe girdi.

Halk arasında daha çok 'Atatürk'ü Koruma Kanunu' olarak adlandırılan bu kanun çerçevesinde, Atatürk'ün şahsına hakaret edenlere ve onu temsil eden anıtları tahrip edenlere çeşitli hapis cezaları getirildi.



Kanunun metni şöyle:

Yayım Tarihi ve Sayısı: 31/07/1951 - 7872
Numarası: 5816

Madde 1- Atatürk'ün hatırasına alenen hakaret eden veya söven kimse bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.

Atatürk'ü temsil eden heykel, büst ve abideleri veyahut Atatürk'ün kabrini tahrip eden, kıran, bozan veya kirleten kimseye bir yıldan beş yıla kadar ağır hapis cezası verilir.

Yukarıdaki fıkralarda yazılı suçları işlemeye başkalarını teşvik eden kimse asıl fail gibi cezalandırılır.

Madde 2- Birinci maddede yazılı suçlar; iki veya daha fazla kimseler tarafından toplu olarak veya umumî veya umuma açık mahallerde yahut basın vasıtasiyle işlenirse hükmolunulacak ceza yarı nispetinde artırılır.

Birinci maddenin ikinci fikrasında yazılı suçlar zor kullanılarak işlenir veya bu suretle işlenmesine teşebbüs olunursa verilecek ceza bir misli artırılır.

Madde 3- Bu Kanunda yazılı suçlardan dolayı Cumhuriyet savcılıklarınca re'sen takibat yapılır.

Madde 4- Bu Kanun yayımı tarihinde yürürlüğe girer.

Madde 5- Bu Kanunu Adalet Bakanı yürütür.

Atatürk'e Einstein'dan Mektup


Ekselansları (Atatürk),

OSE Dünya Birliği'nin şeref başkanı olarak, Almanya'dan 40
profesörle doktorun bilimsel ve tıbbi çalışmalarına Türkiye'de devam etmelerine müsaade vermeniz için başvuruda bulunmayı ekselanslarından rica ediyorum. Sözü edilen kişiler , Almanya'da halen yürürlükte olan yasalar nedeni ile mesleklerini icra edememektedirler. Çoğu geniş tecrübe , bilgi ve ilmi liyakat sahibi bulunan bu kişiler , yeni bir ülkede yaşadıkları takdirde son derece faydalı olacaklarını ispat edebilirler.

Ekselanslarından ülkenizde yerleşmeleri ve çalışmalarına devam etmeleri için
izin vermeniz konusunda başvuruda bulunduğumuz tecrübe sahibi uzman ve
seçkin akademisyen olan bu 40 kişi , birliğimize yapılan çok sayıda müracaat
arasından seçilmişlerdir. Bu ilim adamları , hükümetinizin talimatları
doğrultusunda kurumlarınızın herhangi birinde bir yıl boyunca hiçbir
karşılık beklemeden çalışmayı arzu etmektedirler.

Bu başvuruya destek vermek maksadıyla , hükümetinizin talebi kabul etmesi halinde sadece yüksek seviyede bir insani faaliyette bulunmuş olmakla kalmayacağı, bunun ülkenize de ayrıca kazanç getireceği ümidimi ifade etmek cüretini buluyorum.

Ekselanslarının sadık hizmetkarı olmaktan şeref duyan

Prof. Albert Einstein

ATATÜRK'ÜN KİMLİK NUMARASI ''10000000146'' OLARAK BELİRLENDİ...


ANKARA, 29.05.2002
İçişleri Bakanı Rüştü Kazım Yücelen, MERNİS Projesi hakkında ANAP TBMM Grubu'na bilgi sundu.
Projenin 2002 sonunda tamamlanacağını kaydeden Atış, şimdiye kadar 125 milyon kişiye Türkiye Cumhuriyeti Kimlik Numarası verildiğini açıkladı.
Atış, sadece Türkiye Cumhuriyeti'nin kurucusu Ulu Önder Atatürk'e özel bir kimlik numarası verildiğini bildirerek, Atatürk'ün numarasının ''10000000146'' olarak belirlendiğini söyledi.


T.C. Kimlik No Doğrulama Sayfasından T.C. Kimlik Numarasını girince "Sorguladığınız kayıtla ilgili teknik bir hata oluştu. Sistem görevlileri ile irtibata geçiniz."
diye bir uyarı yazısı çıkıyor. Ancak aşağıdaki bilgileri girerseniz kayıt verilerine ulaşabilirsiniz...


Sorgula


T.C. Kimlik No Sorgulama Bilgileri
İL..................: GAZİANTEP
İLÇE................: ŞAHİNBEY
ADI.................: GAZİ MUSTAFA KEMAL
SOYADI............: ATATÜRK
BABA ADI.........: ALİ RIZA BEY
ANNE ADI.........: ZÜBEYDE HANIM
DOĞUM TARİHİ...: 1881
CİNSİYETİ..........: ERKEK



ATA'NIN KİMLİK NUMARASI 10000000146


Türkİye'de ölü ya da diri tam 126 milyon kişi numaralandı. 11 rakamdan oluşan "Türkiye Cumhuriyeti Kimlik Numaraları" içinde en prestijli numara Atatürk'e verildi. Bu aynı zamanda ilk numara: 10000000146.
Geçtiğimiz 29 Ekim'de Türkiye'de kimlik numarası verme işlemi bütün ilçe nüfus müdürlüklerinde aynı anda başladı. Bilgisayarlar yardımı ile 100 milyon 1'den başlayarak 999 milyon 999'a kadar herkese karışık olarak numaralar verildi. Numaralarda kimseye ayrıcalık tanınmadı. Atatürk için özel bir numara seçildi.


YÜZ MİLYON BİR'İN ÖZELLİĞİ


'Merkezi Nüfus İşleri Sistemi' adı verilen projenin başdanışmanı Prof. Dr. Ünal Yarımağan, "Sistem 11 rakamdan oluşuyor. Ancak son 2 rakam numaranın güvenliğini sağlamak amaçlı konuyor. Dolayısıyla son iki rakamı devreden çıkardığımızda Atatürk'ün numarası sistemin ilk başlangıç numarası olan 100000001 (Yüz milyon bir). Sonundaki rakam 46 ise bir hataya sebebiyet verilmemek için kullanılan güvenlik numarası" dedi.

16 Aralık 2009 Çarşamba

Atatürk Öldüğü Zamanki Gazete Başlıkları

23 Kasım 1938
Tan Gazetesi

21 Kasım 1938
Ulus Gazetesi

21 Kasım 1938
Cumhuriyet Gazetesi

20 Kasım 1938
Cumhuriyet Gazetesi

19 Kasım 1938
Cumhuriyet Gazetesi

18 Kasım 1938
Cumhuriyet Gazetes

15 Kasım 1938
Cumhuriyet Gazetesi

14 Kasım 1938
Cumhuriyet Gazetesi

13 Kasım 1938
Cumhuriyet Gazetesi

10 (veya 11) Kasım 1938
Cumhuriyet Gazetesi

10 Kasım 1938
Macar hükümetinin Atatürk'ün vefatını bildirir ilanı

Atatürk ve Komik Bir Olay


Atatürk'ün en sevdiği hikayelerdenmiş. Arada kendi anlatır, arada başkasına anlattırır, hep gülermiş.


(F. R. ATAY)

Yeşilaycı bir profesör bir konferans veriyor. Bir ara dinleyicilere sormuş:

"Bir eşeğin önüne iki kova koysanız. Biri su dolu, biri rakı. Hangisini içer ? "

Cevabı kendi veriyor : " Tabii suyu. "

Gene bitirmiyor soruyor : " Neden ? "

Arkadan bir bekri söz alıyor. Yüksek sesle cevaplıyor. " Eşekliğinden"

Atatürk bu cevaba bayılıyor. Gülüyor, gülüyor.



Bir akşam Orman çiftliğinde yanında erkanı, açık havada oturuyorlar.

Rakılarını yudumluyorlar. Biraz ilerde 15-16 yaşlarında bir çiftçi çocuk çalışıyor. Atatürk el edip, çağırıyor. Soruyor : "Söyle çocuk: Bir eşeğin önüne iki kova koysan. Biri rakı dolu, biri su. Hangisini içer ? "

Anadolu tosunu yutkunuyor. Bakıyor. Gazi Paşa Hazretlerinin ve yanındaki muhterem zevatın önünde rakı kadehleri. Devletin en büyükleri...Esas vaziyetine geçiyor :

” Rakıyı kumandanım ! "

Atatürk kahkahayı basıyor. Herkes şaşkın. Ata onlara dönüyor.

Muzip : " Aman beyler ! Neden diye sormayın! "

Galatasaray Lisesi'ne Armağan Ettiği Fotoğraf

Atatürk'ün Bazı El Yazısı Örnekleri

"Demokrasinin bütün ideali, ... milletin heyeti umumiyesini aynı zamanda idare eder. Vaziyette hükmünü bulmasını, hiç olmazsa, devletin son iradesini yalnız milletin ifade ve izhan etmesini ister."

Kemal ATATÜRK

Öz Türkçesi :

"Demokrasinin bütün ülküsü, ... ulusun genelini aynı anda yönetir. Durumda yargısını bulmasını, hiç olmazsa devletin son istencini yalnızca ulusun söyleyip belirtmesini ister."

Kemal ATATÜRK

" Türk milletinin teessüsünde müessir olduğu görülen terkibi ve tarihi vakialar şunlardır:

A.Siyasi varlıkta birlik
B.Dil birliği
C.Yurt birliği
D.Irk ve menşe birliği
E.Tarihi karabet
F.Ahlaki karabet

Türk milletinin teşekkülünde mevcut olan bu şartlar diğer milletlerde kamilen yok gibidir.
"

Kemal ATATÜRK

Öz Türkçesi :

" Türk ulusunun oluşumunda etkin olduğu görülen bileşimsel ve tarihsel olgular şunlardır :

A.Siyasal varlıkta birlik
B.Dil birliği
C.Yurt birliği
Ç.Irk ve köken birliği
E.Tarihsel yakınlık
F.Ahlak yakınlığı

Türk ulusunun biçimlenmesinde var olan bu koşullar öbür uluslarda yeterince yok gibidir "

Kemal ATATÜRK

" Malumdur ki Türkiye Cumhuriyeti, demokrasi esasına müstenit bir devlettir. Demokrasi ise esas itibarı ile siyasi mahiyettedir. Fikridir; ferdidir; müsavatperverdir. Demokrasinin esas noktalarına göre devletin vazifesi, vatandaşın siyasi hürriyet ve mesaisini tatmin etmek ve vatandaşın ilmi, içtimai, sanat, ahlak gibi fikri sahalarda inkişafını temin ile alakadar olmak ve vatandaşın, milli hakimiyete usulü dairesinde iştirak hakkını ve bütün vatandaşların aynı siyasi haklara haiz olmasıdır. "

Kemal ATATÜRK

Öz Türkçesi :

" Bilinmektedir ki Türkiye Cumhuriyeti, demokrasi ilkesine dayanan bir devlettir. Demokrasiyse aslı bakımından siyasal niteliktedir. Düşünseldir; bireyseldir; eşitlikseverdir. Demokrasinin temel noktalarına göre devletin görevi, yurttaşın siyasal özgürlük ve çalışmasını tatmin etmek, yurttaşın bilimsel, toplumsal, sanat, ahlak gibi düşünce alanlarında gelişmesini sağlamakla ilgilenmek ve yurttaşın, ulusal egemenliğe yöntemi çerçevesinde katılım hakkını taşıması ve bütün yurttaşların da aynı siyasal hakları taşımasıdır. "

Kemal ATATÜRK

" Türkiye Cumhuriyeti’nde herkes Allah’a istediği gibi ibadet eder. Hiç kimseye dini fikirlerinden dolayı bir şey yapılmaz. Türk Cumhuriyeti’nin resmi dini yoktur. Türkiye’de, bir kimsenin fikirlerini zorla başkalarına kabul ettirmeye kalkışacak kimse yoktur ve buna müsaade edilmez. Artık samimi mutekitler, derin iman sahipleri, hürriyetin icaplarını öğren. "

Kemal ATATÜRK

Öz Türkçesi :

" Türkiye Cumhuriyeti’nde herkes Allah'ya istediği gibi tapınır. Hiç kimseye dinsel düşüncelerinden dolayı bir şey yapılmaz. Türk Cumhuriyeti’nin resmi dini yoktur. Türkiye’de, bir kimsenin düşüncelerini zorla başkalarına benimsetmeye kalkışacak kimse yoktur ve buna izin verilmez. İçten inananlar, derin iman iyeleri, özgürlüğün gereklerini artık öğren. "

Kemal ATATÜRK

"27, I, 1930

Pazarertesi

Hürriyet

Hürriyet, insanın düşündüğünü ve dilediğini mutlak olarak yapabilmesidir. Bu tarif, hürriyet kelimesinin en geniş manasıdır. İnsanlar, bu manada hürriyete hiçbir zaman sahip olamamışlardır ve olamazlar. Çünkü malumdur ki insan tabiatın mahlukudur. Tabiatın kendisi dahi mutlak hür değildir; kainatın kanunlarına tabidir. Bu sebeple insan, ilk önce tabiat içinde, tabiatın kanunlarına, şartlarına, sebeplerine, amillerine bağlıdır."

Kemal ATATÜRK

Öz Türkçesi :

"27.1.1930, Pazartesi

Özgürlük

Özgürlük, kişinin düşündüğü ile dilediğini kesin olarak yapabilmesidir. Bu tanım, özgürlük sözcüğünün en geniş anlamıdır. Kişiler, bu anlamda özgürlüğe hiçbir zaman iye olamamışlardır, olamazlar. Çünkü bilinmektedir ki kişi doğanın yaratığıdır. Doğanın kendisi dahi salt özgür değildir; doğanın yasalarına bağlıdır. Bu nedenle kişi, ilk önce doğa içinde, doğanın yasalarına, koşullarına, nedenlerine, etkenlerine bağlıdır.

Kemal ATATÜRK

"27, I, 1930

Pazarertesi

Hürriyet

Hürriyet, insanın düşündüğünü ve dilediğini mutlak olarak yapabilmesidir. Bu tarif, hürriyet kelimesinin en geniş manasıdır. İnsanlar, bu manada hürriyete hiçbir zaman sahip olamamışlardır ve olamazlar. Çünkü malumdur ki insan tabiatın mahlukudur. Tabiatın kendisi dahi mutlak hür değildir; kainatın kanunlarına tabidir. Bu sebeple insan, ilk önce tabiat içinde, tabiatın kanunlarına, şartlarına, sebeplerine, amillerine bağlıdır."

Kemal ATATÜRK

Öz Türkçesi :

"27.1.1930, Pazartesi

Özgürlük

Özgürlük, kişinin düşündüğü ile dilediğini kesin olarak yapabilmesidir. Bu tanım, özgürlük sözcüğünün en geniş anlamıdır. Kişiler, bu anlamda özgürlüğe hiçbir zaman iye olamamışlardır, olamazlar. Çünkü bilinmektedir ki kişi doğanın yaratığıdır. Doğanın kendisi dahi salt özgür değildir; doğanın yasalarına bağlıdır. Bu nedenle kişi, ilk önce doğa içinde, doğanın yasalarına, koşullarına, nedenlerine, etkenlerine bağlıdır.

Kemal ATATÜRK

"27, I, 1930

Pazarertesi

Hürriyet

Hürriyet, insanın düşündüğünü ve dilediğini mutlak olarak yapabilmesidir. Bu tarif, hürriyet kelimesinin en geniş manasıdır. İnsanlar, bu manada hürriyete hiçbir zaman sahip olamamışlardır ve olamazlar. Çünkü malumdur ki insan tabiatın mahlukudur. Tabiatın kendisi dahi mutlak hür değildir; kainatın kanunlarına tabidir. Bu sebeple insan, ilk önce tabiat içinde, tabiatın kanunlarına, şartlarına, sebeplerine, amillerine bağlıdır."

Kemal ATATÜRK

Öz Türkçesi :

"27.1.1930, Pazartesi

Özgürlük

Özgürlük, kişinin düşündüğü ile dilediğini kesin olarak yapabilmesidir. Bu tanım, özgürlük sözcüğünün en geniş anlamıdır. Kişiler, bu anlamda özgürlüğe hiçbir zaman iye olamamışlardır, olamazlar. Çünkü bilinmektedir ki kişi doğanın yaratığıdır. Doğanın kendisi dahi salt özgür değildir; doğanın yasalarına bağlıdır. Bu nedenle kişi, ilk önce doğa içinde, doğanın yasalarına, koşullarına, nedenlerine, etkenlerine bağlıdır.

Kemal ATATÜRK

"27, I, 1930

Pazarertesi

Hürriyet

Hürriyet, insanın düşündüğünü ve dilediğini mutlak olarak yapabilmesidir. Bu tarif, hürriyet kelimesinin en geniş manasıdır. İnsanlar, bu manada hürriyete hiçbir zaman sahip olamamışlardır ve olamazlar. Çünkü malumdur ki insan tabiatın mahlukudur. Tabiatın kendisi dahi mutlak hür değildir; kainatın kanunlarına tabidir. Bu sebeple insan, ilk önce tabiat içinde, tabiatın kanunlarına, şartlarına, sebeplerine, amillerine bağlıdır."

Kemal ATATÜRK

Öz Türkçesi :

"27.1.1930, Pazartesi

Özgürlük

Özgürlük, kişinin düşündüğü ile dilediğini kesin olarak yapabilmesidir. Bu tanım, özgürlük sözcüğünün en geniş anlamıdır. Kişiler, bu anlamda özgürlüğe hiçbir zaman iye olamamışlardır, olamazlar. Çünkü bilinmektedir ki kişi doğanın yaratığıdır. Doğanın kendisi dahi salt özgür değildir; doğanın yasalarına bağlıdır. Bu nedenle kişi, ilk önce doğa içinde, doğanın yasalarına, koşullarına, nedenlerine, etkenlerine bağlıdır.

Kemal ATATÜRK

Atatürk, Cumhuriyet'in 10. Yıl Söylevi taslağında yer alan bu bölümü, Genel Yazmanı Hikmet Bayur'un bu söylemin ölümü çağrıştırdığını ve ulusa veda anlamı içerdiğini söyleyerek kaldırılmasını rica etmesi üzerine söylevden çıkarmıştır. Ancak yine Ata'dan bir anı olarak kalan bu yazı bize, gerçek Atatürkçülerin Atatürk'ün unutulmasına yol açılmaması için çalışması gerektiğini, Atatürk'ün sevgi ve nefretlerini hiç unutmamaları gerektiğini göstermesi açısından da önemlidir.

"Bu söylediklerim hakikat olduğu gün sizden ve bütün medeni beşeriyetten dileğim şudur : Beni hatırlayınız."

Kemal ATATÜRK

Öz Türkçesi :

Bu söylediklerim gerçek olduğu gün sizden ve bütün uygar insanlıktan dileğim şudur : Beni anımsayınız."

Kemal ATATÜRK

Malik bulunduğum bütün nukut (nakitler) ve hisse senetleriyle Çankaya'daki menkul ve gayrimenkul emvalimi Cumhuriyet Halk Partisi'ne atideki şartlarla terk ve vasiyet ediyorum:

1- Nukut ve hisse senetleri, şimdiki gibi, İş Bankası tarafından nemalandırılacaktır.

2- Her seneki nemadan, bana nispetleri şerefi mahfuz kaldıkça, yaşadıkları müddetçe, Makbule'ye ayda bin, Afet'e 800, Sabiha Gökçen'e 600, Ülkü'ye 200 lira ve Rukiye ile Nebile'ye şimdiki yüzer lira verilecektir.

3 - Sabiha Gökçen'e bir ev de alınabilecek ayrıca para verilecektir.

4- Makbule'nin yaşadığı müddetçe Çankaya'da oturduğu ev de emrinde kalacaktır.

5- İsmet İnönü'nün çocuklarına yüksek tahsillerini ikmal için muhtaç oldukları yardım yapılacaktır.

6- Her sene nemadan mütebaki miktar yarı yarıya, Türk Tarih ve Dil Kurumları'na tahsis edilecektir."

Kemal ATATÜRK

“Din, milliyetin bir parçasıdır! Ancak taassubun milletleri ümmet haline düşüreceğini unutmamalıdır!”

Kemal ATATÜRK

Öz Türkçesi :

“Din, ulusluğun bir parçasıdır! Ancak bağnazlığın ulusları ümmet durumuna düşüreceğini unutmamalıdır!”

Kemal ATATÜRK

“Din, milliyetin bir parçasıdır! Ancak taassubun milletleri ümmet haline düşüreceğini unutmamalıdır!”

Kemal ATATÜRK

Öz Türkçesi :

“Din, ulusluğun bir parçasıdır! Ancak bağnazlığın ulusları ümmet durumuna düşüreceğini unutmamalıdır!”

Kemal ATATÜRK

Bu memleket, dünyanın beklemediği, asla ümit etmediği bir müstesna mevcudiyetin yüksek tecellisine, yüksek sahna oldu. Bu sahna 7 bin senelik en aşağı bir Türk beşiğidir. Beşiğin içindeki çocuk, tabiatın yağmurlarıyla yıkandı. O çocuk tabiatın şimşeklerinden, yıldırımlarından, kasırgalarından evvela korkar gibi oldu; sonra onlara alıştı; onları tabiatın babası tanıdı, onların oğlu oldu. Bir gün o tabiat çocuğu tabiat oldu, şimşek, yıldırım, güneş oldu. Türk oldu. Türk budur, yıldırımdır, kasırgadır, dünyayı aydınlatan güneştir.

Kemal ATATÜRK

Öz Türkçesi :

Bu ülke, yeryüzünün beklemediği, asla ummadığı bir eşsiz varlığın yüksek yansımasına, yüksek düzlem oldu. Bu düzlem, en az 7 bin yıllık bir Türk beşiğidir. Beşiğin içindeki çocuk, doğanın yağmurlarıyla yıkandı. O çocuk doğanın şimşeklerinden, yıldırımlarından, kasırgalarından önce korkar gibi oldu sonra onlara alıştı. Onları doğanın babası tanıdı; onların oğlu oldu. Bir gün o doğa çocuğu doğa oldu; şimşek, yıldırım, güneş oldu. Türk oldu. Türk budur; yıldırımdır, kasırgadır, dünyayı aydınlatan güneştir.

Kemal ATATÜRK